Namık Kemal Kimdir? Hayatı ve Düşünce Yapısı

Namık Kemal, 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğmuştur. Soyu baba tarafından I. Mahmut devrinde İran Savaşlarında şehit düşen Sadrazam Topal Osman Paşa’ya kadar dayanır. Annesi çeşitli yerlerde kaymakamlık ve mutasarrıflık yapan Kanice eşrafından Abdüllatif Paşa’nın kızı Fatma Zehra Hanım’dır. Babası II. Abdülhamid’in müneccim başısı olan Mustafa Asım Bey’dir. 8 yaşında annesini kaybetmiş ve 17 yaşına kadar dedesi Abdüllatif Paşa ile kalmıştır. Bu yıllar dedesinin tayin edildiği memuriyetler dolayısıyla memleketin çeşitli yerlerinde geçmiştir.

Namık Kemal, memur babasının tayin olduğu şehirlerde eğitimini gerçekleştirmiştir. İstanbul, Kars, Afyon ve Sofya gibi birçok şehirde eğitim görmüştür. Şiire ise ilk defa Sofya’da başlamıştır. Asıl adı Mehmet Kemal iken, İstanbul’da Eşref Paşa’nın dedesi tarafından ‘Namık’ lakabını almıştır. Şiirdeki kabiliyeti dolayısıyla bu lakabı almıştır.

16 yaşında iken Niş kadısı Mustafa Ragıb Efendinin Kızı Nesime Hanım ile evlenmiştir. 1861 yılında yani 21 yaşında Encümen-i Şuara’ya katılmış ve burada şiir okuma işini üstlenmiştir.

1862 yılında Şinasi ile tanışmış ve Tasvir-i Efkar’da yazı yazmaya başlamıştır. Şinasi onun için yeni bir başlangıç sayılabilir. Bu sayede siyasi ve sosyal konularda yazmaya başlamış ve klasik şiirin soyutluğundan toplumun sosyal ve siyasi konularına yönelmiştir. Burada yazmaya başlaması ile birlikte adı duyulmaya başlamıştır. 1863 yılında Tercüme odasına girmiştir ve burada beş yıl süreyle çalışmıştır. Buradaki yazılarının ortak özelliğini kadınların okutulmasından, öğretimde Türkçenin hâkim kılınmasına kadar birçok konuyu kapsıyordu.

Tasfir-i Efkar’da Devr-i İstilayı neşreden Namık Kemal, Türkçü kimliği ile öne çıkmıştır. 25 yaşında ittifak-ı hâkimiyet hareketine katılmıştır. Daha sonraları ise Yeni Osmanlılar, Genç Osmanlılar ve Jön Türkler hareketine katılmıştır. Çalışma amacı meşrutiyeti ilan etmek ve Sadrazam Ali Paşa’nın politikasına son vermekti.

Burada alınan gizli kararlar muhbir gazetesinde yayınlanıyordu. Toplantıların Ali Paşa tarafından haber alınması üzerine Erzurum Valisi muavinliğine atandı. Bu tayinde ‘şark meselesi’ adlı makalesi etkili rol oynamıştır. Bu makalede Girit bölgesinde isyan eden Rumların isyanının ağır bir şekilde bastırılması tavsiye ediliyordu.

Namık Kemal ve İbret Gazetesi

Bu makalenin etkisi ile tayini çıktı. Bunun üzerine Namık Kemal ve arkadaşları Paris’e Prens Mustafa Fazıl Paşa’nın yanına kaçtılar ( 1867). Burada muhbir gazetesinde yazı yazan Namık Kemal, felsefe, edebiyat, hukuk ve toplum bilimi alanında eğitim alıyordu.

Bir süre sonra Ali Suai ile görüş ayrılığına düşmüş ve Londra’ya geçmiştir. Burada Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımıyla Hürriyet gazetesini çıkarmıştır. N.Kemal 1870 yılında Zaptiye Nazırı Hüsnü Paşa’nın daveti üzerine İstanbul’a dönmüştür. Ali Paşa’nın ölümüne kadar hiç yazı yazmamış, onun ölümünden sonra da İbret gazetesini çıkarmaya başlamıştır. Bu gazetede en parlak dönemini yaşamıştır. Yayın hayatı boyunca İbret gazetesi üç defa kapatılmıştır.

Gazete kapatıldığı zamanlarda Namık Kemal boş durmamış ve ‘Vatan Yahut Silitre’ tiyatrosunu yazmıştır. Bu tiyatro İstanbul Gedikpaşa tiyatrosunda seyirciye sunulmuştur. İbret gazetesi son defa kapatıldığı zaman Magosa’ya sürgün edilmiştir. Burada 38 ay kalmıştır.

1.Murad ve Sonraki Dönem

1.Murad’ın tahta geçmesiyle birlikte tekrar İstanbul’a dönmüştür. Kanun-i Esasi’yi hazırlayacak olan kurulda görev almıştır. V. Murad hastalandıktan sonra yerine II. Abdülhamid geçmiştir.

Namık Kemal, ‘ikinci defa tekrarlanan şey üçüncü defa da tekrarlanır yani iki padişah tahttan indirildiyse üçüncüsü de indirilir’ mısrasını bir mecliste okur. Bunun üzerine tutuklanır ve Midilli’ye sürülür. Burada bâlâ ve mutasarrıflık rütbesi verilmiştir. Sarayla arasını düzelten Namık Kemal, Rum halkının şikâyeti üzerine Rodos’a tayin edilmiştir. Rodos’da üç yıl kalmıştır. Burada yabancı bir konsolosun evine yapılan saldırı yüzünden Sakız Mutasarrıflığına tayin edilmiştir. Sakız’da zatürreye yakalanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888’de 48 yaşında ölmüştür.

Namık Kemal’in Düşünce Yapısı

Osmanlı ülkesinde halkın hanedana bağlı olduğunu vurgulayan Namık Kemal, cumhuriyetin uygulanamayacağını savunmaktadır. İslamiyetin cumhuriyet olduğuna inanmaktadır. Osmanlı yönetiminde meşruti yönetim isteyen Namık Kemal, Fransa’yı taklit ederek Avrupa tarzı yönetimden yanadır. İslamiyet hiç bir zaman ilerlemeye engel değildir, der.

Batının yararlandığı eserlerin İslami eserler olduğunu ve bu nedenle Müslümanların itikadını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine inanır. Avrupa ile iletişimin gerçekleşmesi için Avrupa dilinde kendimizi ifade etmemiz gerektiğini savunur. İttihad-ı İslam fikrini savunur ve birliğin ancak bu şekilde gerçekleşeceğine inanır.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

%d blogcu bunu beğendi: